Selma ÇALIK
Şube Müdürü
Özürlüler İdaresi Başkanlığı
Aralık 2005
GİRİŞ
Kitle iletişim araçlarının toplumun özürlü kişilere yönelik algı ve tutumlarının geliştirilmesinde çok önemli bir rolü vardır. Ancak, özürlülükle ilgili konular ve özürlü kişiler kitle iletişim araçlarında çok az yer almaktadır. Yer aldıkları durumlarda ise çoğunlukla olumsuz tutumları destekleyen kalıp yargıların, gerçek dışı algılamaların ve inançların kitle iletişim araçları yoluyla güçlendiği görülmektedir.
Başbakanlık Özürlüler İdaresi Başkanlığı (ÖZİ) ve Radyo Televizyon Üst Kurulu (RTÜK) işbirliği ile televizyon programlarında özürlülük ve özürlü kişilerle ilgili konulara yer verilme sıklığı, niteliği, vatandaşların bu programlara ilgisi ve bu programlarda özürlülüğün sunum biçimleri hakkındaki düşüncelerini belirlemek için bir anket çalışması yapmıştır.
“Televizyon Yayınları ve Özürlülük Anketi” adlı bu çalışma 06.12.2004 tarihinden itibaren 3 ay boyunca Radyo televizyon Üst Kurulu’nın internet sayfasında yayınlanmıştır. Çalışma RTÜK ve ÖZİ tarafından çeşitli kanallarla duyurulmuş, aynı zamanda ÖZİ internet sayfasından da link verilmiştir.
Üç ay sonunda doldurulan anketlerden elde edilen veriler RTÜK tarafından SPSS istatistik paket programına aktarılmış, ÖZİ tarafından analizleri yapılmıştır.
Ankete toplam 3935 kişi katılmış, verilerin temizlenmesinin ardından kalan 3528 kişinin anketi analiz edilmiştir.
Teknolojinin gelişmesiyle birlikte sıkça kullanılmaya başlayan bir yöntem olan internet aracılığı ile veri toplama yönteminin çeşitli sınırlılıkları vardır. Bu yöntemle alınan sonuçların bu sınırlılıklar unutulmadan değerlendirilmesi ve kullanılması dikkat edilmesi gereken önemli bir husustur.
BULGULAR
1. Demografik Verilere İlişkin Bulgular
Ankete katılanlara cinsiyet, yaş, eğitim durumu ve özür durumu olmak üzere dört temel demografik bilgi sorulmuştur. Sonuçlar Tablo 1’de görülmektedir.
Anket düzenlenirken yaş değişkeni 10-20, 21-30, 31-40, 41-50, 51-60 ve 61 üstü olarak gruplandırılmıştır. Ancak, ankete katılanların yaş gruplarına göre dağılımı incelendiğinde 51-60 ve 61 üstü grupta çok az veri olması nedeniyle değerlendirme bu grupları da içine alacak biçimde 51 üstü olarak yapılmış ve tablolarda bu şekilde gösterilmiştir. Aynı şekilde eğitim durumuna ilişkin gruplandırmada yer alan yüksek lisans/doktora seçeneğindeki veriler de çok az olduğu için bu grup da yüksekokul/üniversite seçeneği içinde değerlendirilmiştir.
Değerlendirilmeye alınan 3528 kişinin %48, 61’i kadın, %51, 39’u erkektir. Yaş gruplarına göre bakıldığında %42, 85 ile en fazla katılım 21-30 yaş grubunda olmuştur. Bunu %26, 55 ile 10-20 yaş grubu takip etmektedir. Ankete katılanların %16,09’u 31-40 yaş grubunda, %10,26’ü 41-50 yaş grubunda, %4,21’i ise 51 üstü grupta yer almıştır.
Eğitim durumuna göre incelendiğinde ankete katılanların %56,79’u üniversite mezunu iken, 36,67’si lise mezunu, %6,51’i ise ilkokul/ilköğretim mezunudur. Eğitim düzeyi düştükçe katılımın azalması bilgisayar kullanma ve internet erişiminin eğitim düzeyi ile doğrudan ilişkili olmasından dolayı olduğu düşünülmektedir.
Özür durumu açısından incelendiğinde herhangi bir özrü olmayanların oranının %79, 25 olduğu görülmektedir. Ankete katılanların %14, 08’i özürlü iken yalnızca %6, 66’sı özürlü yakınıdır. Doğrudan özürlülükle ilgili bir ankete özürlü kişilerin ve yakınlarının katılımının daha fazla olması bekleniyordu. Ancak sonuçların bu beklentiyi desteklemediği görülmektedir.
Tablo 1 Ankete Katılanların Demografik Verilere Göre Dağılımı
CİNSİYET Sayı %
Kadın 1715 48, 61
Erkek 1813 51, 39
YAŞ GRUBU Sayı %
10-20 937 26, 55
21-30 1512 42, 85
31-40 568 16, 09
41-50 362 10, 26
51 üstü 149 4, 21
EGİTİM DURUMU Sayı %
İlkokul, ortaokul/ilköğretim 230 6, 51
Lise ve dengi 1294 36, 67
Yüksekokul/üniversite 2004 56, 79
ÖZÜR DURUMU Sayı %
Özürlü değil 2796 79, 25
Özürlü 497 14, 08
Özürlü yakını 235 6, 66
TOPLAM 3528 100
2. Televizyonda Özürlü Kişileri Görme Sıklığı ile İlgili Bulgular
Televizyon yayınlarında özürlülükle ilgili konulara ve özürlü kişilere yeterli oranda yer verilmediği genel bir kanıdır. Ankete katılanlara dörtlü likert tipi bir soru ile özürlü kişilerin televizyon programlarında yer alma sıklığını belirlemek amacıyla televizyon programlarında özürlü kişileri hangi sıklıkta gördükleri sorulmuştur. Çok az görüyorum diyenlerin oranı %49.29, ara sıra görüyorum diyenlerin oranı ise %35,26’dır. %11.02’lik bir grup televizyonda özürlü kişileri hiç görmediğini bildirirken, %4,42’lik bir grup ta çok sık gördüğünü bildirmiştir. Özürlü kişilerin ve özürlülükle ilgili konuların televizyon programlarında yeterince yer almadığına ilişkin genel algı bu çalışmadaki verilerle de desteklenmektedir.
Televizyonda özürlü kişileri görme sıklığı cinsiyet açısından incelendiğinde “Hiç görmüyorum” diyen erkeklerin oranının kadınların neredeyse iki katı olduğu görülmektedir. Bu durum kadınların gündüz kuşaklarındaki programları daha çok izlemesi ve bu programlarda özürlülükle ilgili konu ve kişilere daha fazla yer verilmesi ile açıklanabilir. Aynı zamanda özürlü kişilerin daha fazla yer aldığı programların kadınlara hitap eden programlar olduğu bilinmektedir.
Televizyonda özürlü kişileri görme sıklığı yaş grupları açısından incelendiğinde aralarında anlamlı bir fark olmadığı görülmektedir. Eğitim düzeyi düştükçe “hiç görmüyorum” diyenlerin oranı artmakta, ara sıra görüyorum diyenlerin oranı ise azalmaktadır.
Özürlülük durumuna göre bakıldığında televizyonda özürlü kişileri “hiç görmüyorum” diyen özürlü kişilerin oranı (%20,52) özürlü olmayanlar (%9,04) ve özürlü yakınlarından belirgin biçimde yüksektir. Özürlü yakını olanların da bu seçenekteki oranı (%14,46) yine özürlü olmayanlardan yüksektir. Bu sonucun özürlü kişilerin ve yakınlarının doğal olarak yakın oldukları bir konuda seçici algılarından ve durumla ilgili duyarlılıklarından kaynaklandığı düşünülmektedir.
Televizyonda özürlü kişileri görme sıklığı ile ilgili bulgular Tablo 2’de yer almaktadır.
Tablo 2 Televizyonda Özürlü Kişileri Görme Sıklığı ile İlgili Bulgular
Hiç Çok az Ara sıra Çok sık
görmüyorum görüyorum görüyorum görüyorum
CİNSİYET
Kadın 7,87 48,33 38,95 4,83
Erkek 14 50,19 31,77 4,02
YAŞ GRUBU
10-20 7,15 47,91 40,76 4,16
21-30 11,97 49,73 33,33 4,96
31-40 15,66 50,88 30,10 3,34
41-50 9,39 47,51 37,84 5,24
51 üstü 12,08 51,67 33,55 2,68
EGİTİM DURUMU
İlkokul, ortaokul/ilköğretim 15,21 45,21 34,34 5,21
Lise ve dengi 12,44 47,44 35,0 5,10
Yüksekokul/üniversite 9,63 50,94 35,52 3,89
ÖZÜR DURUMU
Özürlü değil 9,04 48,31 38,09 4,54
Özürlü 20,52 52,31 22,13 5,03
Özürlü yakını 14,46 54,46 29,36 1,70
TOPLAM 11,02 49,29 35,26 4,42
3. Özürlü Kişilerle İlgili Programların İzlenme Sıklığına İlişkin Bulgular
Özürlülük, bu deneyimi yaşayan kişilerin duygu ve düşüncelerini, yaşam biçimlerini, alışkanlıklarını, tercihlerini önemli ölçüde etkileyen bir durumdur. Dolayısıyla özürlü kişilerin ve yakınlarının özürlülük durumuyla ilgili her konu daha fazla dikkat ve ilgilerini çekmektedir. Özürlülük deneyimi yaşamayan kişilerin ise bu spesifik duruma ve bu durumdaki kişilere karşı aynı oranda ilgili davranmayacağı da gerçektir. Dolayısıyla bu durumun özürlü kişilerin yer aldığı programların izlenme sıklıklarını azaltmasını beklemek yanlış olmayacaktır. Ayrıca özürlü kişilerin programlarda ele alınış biçimlerinin de çoğu zaman olumsuz duyguları uyandırıcı nitelikte olması izlenme sıklığını etkilemektedir.
Bu varsayımlardan yola çıkarak ankete katılanlara televizyonda özürlü kişileri hangi sıklıkta izledikleri sorulmuştur. Dört seçenekli likert tipi bu soruda en fazla “ara sıra izlerim” seçeneği işaretlenmiştir. Tablo 3’deki bulgular incelendiğinde ankete katılanların yaklaşık yarısının (%48,58) televizyonda özürlü kişileri ara sıra izlediği anlaşılmaktadır. Sürekli izlerim diyenlerin oranı %31,2 iken, %16,78’i çok az izlediğini, %3,42’si ise hiç izlemediğini belirtmiştir. Bu bulgular özürlülük ve özürlü kişilerle ilgili programların fazla ilgi çekmediğini düşündürmektedir.
Özürlü kişilerle ilgili programların izlenme durumu cinsiyet, yaş, eğitim durumu ve özür durumu değişkenlerine göre incelendiğinde gruplar arasında anlamlı bir fark bulunmamıştır. Genel dağılımda en fazla işaretlenen seçenek olan “ara sıra izlerim” seçeneğinde kadınların oranının erkeklerden biraz daha fazla olduğu görülmektedir. Sürekli izlerim diyen erkeklerin oranı ise kadınlardan daha fazladır. Eğitim durumu açısından bakıldığında ara sıra izlerim diyenlerin oranı eğitim düzeyi arttıkça artarken, sürekli izlerim diyenlerin oranı eğitim düzeyi düştükçe artmaktadır.
Televizyonda özürlü kişilerle ilgili programların izlenme sıklığının özür durumuna göre incelendiğinde hiç izlemem diyenlerin çoğunluğunu özürlü olmayan kişiler oluştururken, sürekli izlerim diyen kişilerin çoğunluğunu ise özürlü kişiler ve takiben özürlü yakınları izlemektedir. Bu sonuçlar özürlülük deneyimi yaşamayan kişilerin daha ilgisiz davranacağı yolundaki varsayımları destekler niteliktedir. Sorulan soru programın niteliğini ölçmeye yönelik olmamakla birlikte, programların olumsuz duyguları pekiştirici ve ihtiyaçlara yanıt verecek nitelikte olmaması özellikle özürlü olmayanların izleme sıklıklarının az olmasını açıklayabilir. Yine de özürlü olmayanların ara sıra izleme oranının yüksek olması (%54,72) sevindirici bir gelişme ve üzerine gidilmesi gereken bir durum olarak değerlendirilmelidir.
Tablo 3 Televizyonda Özürlü Kişileri İzleme Sıklığı ile İlgili Bulgular
Hiç Çok az Ara sıra Sürekli
izlemem izlerim izlerim izlerim
CİNSİYET
Kadın 2,39 14,69 53,11 29,79
Erkek 4,41 18,75 44,29 32,5
YAŞ GRUBU
10-20 3,62 20,38 52,82 23,15
21-30 3,70 15,54 49,14 31,61
31-40 1,76 17,25 42,07 38,90
41-50 3,86 15,46 46,96 33,70
51 üstü 4,69 8,05 44,96 42,28
EGİTİM DURUMU
İlkokul, ortaokul/ilköğretim 3,91 15,21 35,65 45,21
Lise ve dengi 3,94 18,46 44,35 33,23
Yüksekokul/üniversite 3,04 15,86 52,79 28,29
ÖZÜR DURUMU
Özürlü değil 3,75 18,24 54,72 23,28
Özürlü 2,21 7,64 20,52 69,61
Özürlü yakını 2,12 18,72 34,89 44,25
TOPLAM 3,42 16,78 48,58 31,2
Televizyon programlarında özürlü kişilerin genellikle insanlarda olumsuz duygular uyandıracak biçimde işlenmesi, ihtiyaçlara gerçek anlamda yanıt vermekten uzak olması biçiminde genel bir algı bulunmaktadır. Bu algı özürlü kişilerin yer aldığı programların hoş etkiler yaratmadığı yolunda genel bir kanı vardır.
Televizyonda özürlü kişileri görmenin yarattığı etkiyi ölçmek için üç seçenekli bir soru sorulmuştur. Bu soruda ankete katılanların %40,75’i televizyonda özürlü kişileri görmekten hoşlandığını, %36,7’si bazen hoşlandığını % 22,53’ü ise hiç hoşlanmadığını bildirmiştir. Bulgular Tablo 4’de görülmektedir. Televizyonda özürlü kişileri görmekten hoşlandığını bildiren erkeklerin oranı kadınlardan daha fazladır. Ankete katılanların yaşları büyüdükçe televizyonda özürlü kişileri görmekten hoşlanma oranı artmakta, yaş küçüldükçe hoşlanma oranı azalmaktadır. Bulgular eğitim durumu ilkokul ve ilköğretim olanların televizyonda özürlü kişileri görmekten daha fazla hoşlandığını göstermektedir. Bu oran eğitim düzeyi yükseldikçe düşmektedir. Eğitim düzeyine göre hiç hoşlanmıyorum diyenlerin oranı birbirine hemen hemen eşitken, bazen hoşlanıyorum diyenlerin oranı eğitim düzeyi arttıkça artmaktadır.
Özür durumuna göre bakıldığında özürlü olmayan kişilerde hiç hoşlanmadığını belirtenlerin oranı özürlü kişiler ve yakınlarına oranla daha yüksek iken, hoşlananların oranı özürlü kişilerde oldukça yüksektir.
Tablo 4 Televizyonda Özürlü Kişileri Görmenin Oluşturduğu Etkiye İlişkin Bulgular
Hiç Bazen
hoşlanmıyorum hoşlanıyorum Hoşlanıyorum
CİNSİYET
Kadın 24,95 37,08 37,95
Erkek 20,24 36,34 43,40
YAŞ GRUBU
10-20 29,77 37,78 32,44
21-30 21,62 37,23 41,13
31-40 17,95 34,15 47,88
41-50 16,29 37,29 46,40
51 üstü 18,79 32,88 48,32
EGİTİM DURUMU
İlkokul, ortaokul/ ilköğretim 22,60 26,52 50,86
Lise ve dengi 24,49 35,0 40,49
Yüksekokul/üniversite 21,25 38,97 39,77
ÖZÜR DURUMU
Özürlü değil 25,75 38,62 35,62
Özürlü 9,45 23,94 66,59
Özürlü yakını 11,91 40,85 47,23
TOPLAM 22,53 36,7 40,75
5. Televizyonda Özürlülükle İlgili İşlenen Konulara İlişkin Bulgular
Televizyonda özürlülükle ilgili işlenen konulara ilişkin bulgular Tablo 5’de görülmektedir. Tablo 5’e göre anket katılanlar televizyonda en fazla özürlü kişilerin sosyal hayata katılım sorunları (%66,8)) ve özürlü kişilerin sağlık, eğitim ve istihdam sorunlarının (%63.19) işlendiğini düşünmektedirler. En az işlenen konu ise %23,3 ile özürlülüğün önlenmesidir. Özürlü kişilerin hakları ve toplumun özürlülük konusunda bilinçlendirilmesine ilişkin konuların televizyon programlarında yer alma sıklığının da çok fazla olmadığı düşünülmektedir.
Özürlü kişilerin temel sorunları olan sosyal hayata katılım, sağlık, eğitim ve istihdam sorunlarıdır. Bu sorunlarla ilgili programlar bilgilendirme ve çözüme ulaşma açısından önemlidir. Bu açıdan bakınca bulgular sevindiricidir. Ancak bu sorunların gerçekten çözüm bulması hem özürlü kişilerin haklarını bilmesi ve sahip çıkmasıyla hem toplumun bilinç düzeyinin artırılmasıyla mümkündür. Bu açıdan bakınca televizyonda bu konulara daha fazla yer verilmesi gerektiği görülmektedir.
Özürlülüğün önlenmesinde en temel kişilerin bilinçlendirilmesidir. Bunun için de televizyon önemli bir araçtır ve etkin bir biçimde kullanılmalıdır. Televizyonda özürlülükle ilgili işlenen konulara bakıldığında özürlülüğün önlenmesinin en son sırada yer alması bu alanda televizyonun yeterince kullanılamadığını göstermektedir.
Tablo 5 Televizyonda Özürlülükle İlgili İşlenen Konulara İlişkin Bulgular
TV'de Özürlülükle İlgili İşlenen Konular Sayı %
Özürlülüğün önlenmesi 822 23,3
Özürlü kişilerin sağlık, eğitim ve istihdam sorunları 2227 63,1
Özürlü kişilerin sosyal hayata katılım sorunları 2358 66,8
Özürlü kişilerin hakları 1219 34,6
Toplumun özürlülük konusunda bilinçlendirilmesi 1365 38,7
6. Televizyonda Özürlü Kişilerin Yansıtılma Biçimiyle İlgili Bulgular
Son yıllarda özürlü bireylerin kitle iletişim araçlarında yer alış biçimleri ve bunun olumsuz tutumları pekiştirmesi önem kazanan bir konu olmuştur. Kitle iletişim araçlarındaki baskın görüntü, özürlülerin başarısız ve “trajik” bir yaşam sürdükleri, “normal” bir yaşam sürdürmenin yolunun insanüstü bir güç ve yeteneğe sahip olmaktan geçtiği görüntüsüdür. Bu inançlar sonucu iki temel sunum biçimi ortaya çıkar: Kurban ve kahraman
Ülkemizde de özürlü kişilerin kitle iletişim araçlarında yer alan imajlarının olumsuz olduğu yolunda genel bir kabul vardır. Bu genel kabulü test etmek için ankete katılanlara televizyonda özürlü kişilerin nasıl yansıtıldığı sorulmuştur.
Televizyonda özürlü kişilerin yansıtılma biçimiyle ilgili bulgular Tablo 6’da görülmektedir. Ankete katılanların %76,7’si özürlü kişilerin televizyonda “yardıma muhtaç” kişiler olarak yansıtıldığını bildirmişlerdir. %48,9’u toplum yaşamına katılımda yetersiz bireyler olarak yansıtıldığını düşünmektedir. Kendine acıyan bireyler olarak yansıtıldığını düşünenlerin oranı ise %38,7’dir. Ankete katılanların %26,4’ü ise özürlü kişilerin televizyon programlarında “çok yetenekli” olarak yansıtıldığını bildirmişlerdir. Bu sonuçlar literatür bilgilerini destekler niteliktedir. Özürlü kişilerin normal bir kişi olarak yansıtıldığını düşünenlerin oranı ise sadece %12,2’dir.
Özürlü kişilere yönelik ayrımcılığın artmasına neden olan en önemli faktör bu tür olumsuz bakış açılarıdır. Bulgular, bu bakış açısını değiştirmekte çok önemli bir rolü olacağı tartışmasız kabul edilen televizyonun aksine ayrımcılığı pekiştirici bir rol oynadığını göstermektedir.
Tablo 6 Televizyonda Özürlü Kişilerin Yansıtılma Biçimiyle İlgili Bulgular
TV'de Özürlü Kişilerin Nasıl Yansıtıldığı Sayı %
Yardıma muhtaç 2707 76,7
Uğursuz ve günahkar 274 7,8
Çok yetenekli 933 26,4
Alay objesi 567 16,1
Kendine acıyan 1365 38,7
Toplum yaşamına katılımda yetersiz 1724 48,9
Şiddet objesi 225 6,4
Konuyu destekleyici ve biblo 645 18,3
Normal bir kişi 429 12,2
SONUÇ
Televizyon, hitap ettiği geniş kitle ve ülkemizde izleme oranlarının yüksekliği göz önüne alındığında özürlülere yönelik tutumları etkileyebilecek en önemli kitle iletişim aracıdır.
Televizyon yayınları ve özürlülük anketi sonuçları özürlülük ve özürlü kişilerle ilgili televizyon programlarının nitelik ve nicelik olarak yeterli bulunmadığını göstermektedir. Var olan programların genel anlamda özürlü kişilerin sorunlarına değindiği ancak ayrımcılığın önlenmesinde önemli yeri olan toplumsal bilinçlendirme ve haklara fazla yer vermediği görülmektedir. Aynı şekilde özürlülüğün önlenmesi de televizyonda yeterince yer bulan bir konu değildir. Televizyonda özürlülüğün sunum biçimlerinin ise ciddi anlamda ayrımcılığı pekiştiren bir boyutta olduğu görülmektedir.
1.7.2005 tarihinde resmi gazetede yayınlanarak yürürlüğe giren “Özürlüler ve Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” ile, Radyo ve Televizyonların Kuruluş ve Yayınları Hakkında Kanunun 4. maddesinin ikinci fıkrasının (u) bendinde yer alan “Kadınlara, güçsüzlere ve küçüklere karşı şiddetin ve ayrımcılığın teşvik edilmemesi” cümlesine özürlüler ifadesi eklenmiştir. Bu sınırlı düzenleme dışında medyadaki özürlü ayrımcılığına ilişkin herhangi bir yasal düzenleme bulunmamaktadır.
Ayrımcılığın ne olduğu, ayrımcılığı destekleyen unsurlar, özürlülüğün olumlu sunum biçimleri, medya çalışanlarının özürlülüğe yönelik bilgi, tutum ve davranışları vb. konularda bilimsel çalışmalar yapılarak, bilgi düzeyinin artırılması yasal düzenlemelerin de gerçek hedefine ulaşmasını sağlayacaktır.
Yapılan literatür çalışmasında ülkemizde bu konuda yapılmış bilimsel bir çalışmaya rastlanmamıştır. 1999 yılında yapılan 1. Özürlüler Şurasında özürlü kişilerin medyadaki yeri ve toplumsal tutumların medya yoluyla değiştirilmesi konusunda çeşitli kararlar alınmış olmasına karşılık bugüne kadar etkin bir çalışma gerçekleştirilememiştir.
Televizyon Yayınları ve Özürlülük Anketi çalışması internet aracılığı ile gerçekleştirilmiş olduğu için sonuçlarının genellenebilirliği bulunmamaktadır. Bir kamuoyu yoklaması olarak değerlendirilmektedir, buna karşın sonuçlar genel algı ve literatür bilgilerini desteklemektedir. Bu çalışmanın özürlülük konusunda medyanın dikkatini çekmek, ilgili alanların ve kurumların konu ile ilgili çalışma isteklerini desteklemek için bir başlangıç olması beklenmektedir.
© 2005- T.C. Başbakanlık Özürlüler İdaresi - Bilgi İşlem Dairesi Başkanlığı